İznik Gölü, Türkiye'nin en büyük göllerinden biri olmasının yanı sıra, hem doğal güzellikleri hem de tarımsal faaliyetleriyle önemli bir ekosistem olarak dikkat çekiyor. Ancak son dönemde yaşanan kuraklık alarmı, gölün su seviyesinde ciddi bir düşüşe neden oldu. Özellikle yaz aylarında yaşanan kuraklık, kış aylarına girmemizle birlikte yağışların artması beklenmesine rağmen izlenmeye devam ediyor. Bu durum, bölgedeki ekosistem dengesi ve yerel tarım faaliyetleri açısından kaygı verici bir duruma işaret ediyor.
Yağışların artmasına rağmen İznik Gölü'nde su seviyesinin düşmesi, birçok faktörün bir araya gelmesinin bir sonucudur. İklim değişikliği, tarımsal sulama, yeraltı su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kurak dönemelerin uzun sürmesi gibi unsurlar, gölün su seviyesini olumsuz etkiliyor. Son yıllarda Türkiye genelinde etkisini arttıran kuraklık, göl alanında da benzer sonuçlar doğurmakta. Yerel halk, göldeki bu durumu endişe ile izlerken, uzmanlar da konuya dikkat çekiyor.
Gölün su seviyesindeki düşüş, sadece ekolojik dengenin bozulmasına değil, aynı zamanda yerel ekonomide de ciddi sıkıntılara yol açıyor. İznik Gölü çevresinde tarım faaliyetleri ile geçimini sağlayan çiftçiler, su sıkıntısı nedeniyle mahsul verimliliğinin düştüğünü ifade ediyor. Özellikle sulama ihtiyacı duyan tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde yaşanan zorluklar, çiftçilere maddi zararlar doğuruyor. Bu durum, bölgedeki ekonomik canlılığı da tehdit ediyor. Ekonomik kayıplar, göl çevresinde turizm faaliyetlerini de etkileyerek yerel esnafın gelir kaybına neden olabiliyor.
Uzmanlar, İznik Gölü’ndeki su seviyesindeki düşüşün daha fazla artmaması için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Su kaynaklarının daha verimli kullanımının teşvik edilmesi, yerel halkın bilinçlendirilmesi ve tarımsal sulama sistemlerinin gözden geçirilmesi, alınması gereken acil önlemler arasında. Yeşil enerji projeleri ve sürdürülebilir tarım yöntemlerinin benimsenmesi ise uzun vadede hem gölün korunmasına hem de yerel ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sağlayabilir.
İznik Gölü, doğal güzellikleri ve zengin biyolojik çeşitliliği ile hem yerel hem de ulusal öneme sahip bir alan. Ancak su seviyesindeki düşüş, bölgenin ekolojik dengesini tehdit ederken, yerel toplulukların da geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, İznik Gölü'ne dair farkındalık oluşturmak ve gerekli önlemleri almak, sadece bölge halkının değil, tüm çevrenin sorumluluğu olmalıdır.
Sonuç olarak, İznik Gölü'nde yaşanan bu durum, hem doğal kaynakların yönetimi hem de iklim krizi ile mücadele açısından önemli bir ders niteliği taşımaktadır. Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmak için bu tür doğal alanların korunması, bilinçli bireyler yetiştirilmesi ve çevresel farkındalığın artırılması gerekmektedir. Göl çevresindeki tüm paydaşların iş birliği yaparak, İznik Gölü'nde yaşanan kuraklık sorununu çözmesi, hem bölge hem de ülke için hayati bir önem arz etmekte.